NEOLİTİK ÇAĞDA MİMARLIK
Günümüz mimarlığının temelleri bu çağda atıldı.
Gelişmeler aynı zamanda başlayıp aynı hızla devam etmediği için farklı şeyler oldu.Örneğin Mısır'da MÖ.10 bin yılında bu çağ yaşanırken günümüzde Avustralya yerlileri olan Aborjinler hala bu çağı yaşamaktadır.
Cilalı taş aletlerin yanında seramik kaplar yapmışlardır.
Koyun ve inek gibi hayvanları evcilleştirmişlerdir.
En belli başlı yapılar ve ilk köyler bu dönemde oluştu.
Tarım bu çağda gelişti.İnsanlar tarım için topraklarını bölüştü.Ve buna bağlı barınaklar yaptılar.Arkeolojik buluntular ilk evlerin köy gruplşması ile yapıldığını gösterir.
Mezolitik ve neolitik dönemde iklim koşulları artık düzeldiğinden ısınma amaçlı ateş yakma bir sorun oluşturmadı ama su ihtiyacı ortaya çıktı.
Dolayısıyla insanlar su,göl,deniz kenarlarında yerleşmeye başlıyor.
Filistin'deki kazılarda su sarnıçlarına rastlandı.
İlk yerleşmeler nehir kıyıları,ova ve deltalarda gelişti.
Bu bölgelerde hem toprak verimli hem de inşaat malzemesi olan kamışlar mevcut.
İlk uygarlıklar Dicle-Fırat arasında yani Mezapotamya,Nil ovasında yani Mısır,İndus ovasında yani Hindistan'da ortaya çıktı.
Bunlar en eski uygarlıklardır.
Bütün bu ovalar her yıl karlar eriyince sular altında kaldı.Ancak insanlar su baskınlarını kanallarla düzenledi.
Tarım üretimi de arttı.
11 Nisan 2015 Cumartesi
MEZOLİTİK ÇAĞDA MİMARLIK
MEZOLİTİK ÇAĞDA MİMARLIK
İklim yumuşamaya ve buzullar kuzeye doğru çekilmeye ve dünya haritası günümüzdeki şeklini almaya başladı.Avrupa kıtasında yaşayan insanlar buzullar çekilince ren geyiklerinin peşinden göç etmeye başladı.Ve ılıman iklimin olduğu yerlere yerleştiler.Tarım yapılmamakla birlikte tarımdan faydalandılar.Filistin bölgesindeki değirmen taşları bunu kanıtlar.
İklim yumuşamaya ve buzullar kuzeye doğru çekilmeye ve dünya haritası günümüzdeki şeklini almaya başladı.Avrupa kıtasında yaşayan insanlar buzullar çekilince ren geyiklerinin peşinden göç etmeye başladı.Ve ılıman iklimin olduğu yerlere yerleştiler.Tarım yapılmamakla birlikte tarımdan faydalandılar.Filistin bölgesindeki değirmen taşları bunu kanıtlar.
TERRA AMATA
TERRA AMATA
Fransa'nın Nice şehrinde yapılan kazılarda paleolitik çağa ait aletler bulununca arkeolog ve antropologlar kazılarını daha geniş alanlara yaydı. Sonuçta bir grup homoerektus avcısının kamp yeri olarak kullandıkları yeri buldular. Homoerektus ateşi bulan ilk insanlara denilmektedir.Terra Amata Latince bir sözcük olup sevgili,yurt anlamına gelir.Homo erektus yerleşimi olan Terra Amata mimarlığa ilk adımdır.
Homo erektuslardan gördüğümüz bu yerleşim yerleri daha sonra Avrupa'nın başka yerlerinde de ortaya çıktı.Bu yerleşim yerlerinin etrafı Terra Amata'da taş ile bazen mamut kemikleriyle kapatıldı.Bazen bu kulübeler ağaç dalları üstüne hayvan postu kapatılarak örtülürdü.Bu tip evlerin kalıntılarına Çekoslavakya,Ukrayna ve Rusya'da rastlandı.Bu bölgede tespit edilen evler arasında 6,9,15 m. çaplarında olanlar da vardır. Ancak Terra Amata'lar genelde oval planlıdır.
MİMARLIK TARİHİ 1
TARİH ÖNCESİ ÇAĞLARDA MİMARLIK
- İnsanlar bundan 5 milyon yıl önce Orta Afrika'da ortaya çıktı.
- Kuzeye doğru göç etmeye başladılar.
- Doğada var olan sığınakların yetersizliği insanları yapı yapmaya itti.
- Bu çağın ilk insanları ortamdaki bitki ve hayvanları yiyerek beslendi
- Ateşi kullandılar.
- İklim ve çevre koşulları yüzünden konar göçer yaşadılar
- Basit taş aletler ürettiler
- İnsan emeği ilk ürünler paleotik çağda belirmeye başladı
- İnsanın ortaya çıkışından yazının bulunmasına kadarki dönemi kapsayan kısma tarih öncesi dönem denir.Şu şekilde sıralanabilir:
-Mezolitik çağ
-Neolitik çağ
-Kalkolitik(maden) çağı
PALEOTİK ÇAĞDA MİMARLIK
- İnsan ürünü ürünler ilk kez bu çağda belirmeye başlar.
- Sazlardan dal ya da kamışlardan evler yaptılar.
- Özellikle kuzeyde iklim soğuyunca mağara girişlerinde yaşamaya başladılar.
- Avcılık toplayıcılıkla geçindiler.
- İncelemeler sonucu üç tip mağara olduğu ortaya çıktı:
-Tapınak mağara
-Konut ve tapınak mağara
TAPINAK MAĞARA
TAPINAK MAĞARA
- Yiyecek izine rastlanmadı.
- Genelde bu mağaralar ulaşılması zor,uzun ve karanlık dehlizlerdir
- Duvarlarında resimler vardır.
FRANSA LASCOUX MAĞARASI
İSPANYA ALTA MİRA MAĞARASI
KONUT MAĞARA
- Küller kemikler,yiyecek aletleri ile yontma taş aletleri bulundu.
23 Şubat 2015 Pazartesi
SANGPO MICRO HOUSING-SANGPO MİKRO KONUT
- Kore-Seul'deli ödüllü mimari bina.
- Bina yerden kaldırılarak yaya trafiği sakinleri ve şehirle bağlantılı hale getirildi.
- Oditoryum denilen bir olay var burda. Kısaca oditoryum ne demek ondan bahsedelim:konferans,tiyatro,toplantı salonu alanına deniyor. Bu binamızda da bu alanlar sağlanmış vaziyette
- Sergi kafeterya ....alanları mevcut zemin ve bodrum katta.
- Yarı kamusal
- Kişiye özel odaları var
- Binada dikkat çeken şey kısıtlı alanda ferah ve kullanışlı mekanlar oluşturulması ve bunların merdiven,kısa köprülerle yapılmış olması.
- Benim binada en sevdiğim kısıma gelicek olursak kısa köprüler ve binanın yerden kaldırılmış olması.
Bina hakkında ingilizce kaynaklar mevcut ve bunlarda kısıtlı eğer bir yanlış varsa yorumda dile getirebilirsiniz
19 Kasım 2014 Çarşamba
AGATHA'NIN ANAHTARI
Evet size büyük hevesle aldığım ahmet ümit kitabını taktim ediyorum daha bitirmediğimi de belirtmeliyim.
İlk önce tasarım atolyesı dersinde ödev olarak hoca büyükadadaki rum yetimhanesini araştırmamızı söyledi. Bende araştırdım mimarımız Alexandre Valluary. Kendileri aynı zamanda da Pera Palas Otelinde mimarı. Oteli biraz araştırınca ilginç bilgilere ulaştım. Gerçekten ilgimi çok çekti. Agatha'nın İstanbul'a severek geldiğini biliyoruz. Buraya yaptığı bir ziyaretinde Pera Palas'ta kalıyor. Ve burda kalırken 11 gün ortadan kayboluyor. Cinayetten şüphelenirken İngitere'de ortaya çıkıyor. Sorduklarında ise hiçbir şey hatırlamadığını söylüyor.Hatta bunun hakkında film çekimek issteniyo ama Agatha bir şey hatırlamadığı için medyuma danışıyorlar.Medyumda otelin 411 numaralı odasında anahtar olduğunu söylüyor ve bu anahtar Agatha'nın kaybolduğu günlerde yazdığı defterin bulunduğu kutuyor açıyor. Ama bazı kargaşalar sonucu olay kapanıyor ve sır çözülemiyor.İnternetten daha fazla bilgi bulabilirsiniz ve dediğim gibi benim gerçekten ilgimi çekti.
Sonra ben bu duyguları yaşarken ahmet ümit'in kitabına denk geldim. Malum tüyap haftasıydı bunu da değerlendirmek olmazdı di mi?Büyük bir zevkle aldım. Ahmet Ümit gibi değerli bir yazarın anlatımından Agatha'nın Anahtarını okumak gerçekten heyecanlı olmalıydııııı diyodum ki malesef büyük hayal kırıklığı yaşadım.Kitabın 15 farklı hikayeden oluştuğunu okuken anladım. Başlarda acaba hikaye kahramanları birbiriyle kesişir mi dedim ama öyle olmadı. Agathayla ilgili kısa ve düz bir anlatımla yazılmış bir hikaye dışında kitapta ilgi çekici bir şey var mı tartışılır.Agatha'nın anlatıldığı kısım da heyecanlı değildi. Gerçekten büyük umutlarla aldığım kitapta büyük hayal kırıklığı yaşadım.Kitabı bitirdikten sonra ilk işim Ahmet Ümit'e mail atmak Agathayla ilgili bir kitap yazması ve yaşadığım hayal kırıklığı hakkında. Mailime cevap verirse direk size söylerim merak etmeyin....
Ama yine de siz okuyun belki içindeki diğer hikayeleri beğenirsiniz..
Bu arada KORSANA HAYIR
Sevgiyle ,kitapla kalın
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









.jpg)




.jpg)



